Kuran-ı Kerim Mucizeleri nelerdir? Kuran-ı Kerim de gelecekten haber verdiği rivayetler nelerdir?

Kuran-ı Kerim Mucizeleri Anlatılmıştır.

Kuran-ı Kerim Mucizeleri nelerdir?  Kuran-ı Kerim de gelecekten haber verdiği rivayetler nelerdir?

KURAN-I KERİM VE HADİSLERDE GÖRÜLEN MUCİZELER

 

Kuran’da bir meselenin ve bir ayetin keşfi;bir insanın ve bir alemin keşfidir. Onlar ruhun şifresini çözen bir anahtar gibidir. O meselenin çözümüyle oda çözülür. Gerçek hikmet ve gerçek fen Kurandadır.

 

Kuran tarlasına ekilen tohumlar,istidat çekirdekleri,İslâmi suyla sulanmaları neticesinde neşvü nema bulup çözülürler. Böylece bu insan,tüm kabiliyetlerinin açılması anında ve halinde,tam bir Kuran olur.

 

Kuran;kainatı ve mahlukatı okumaktadır. İnsan ise;tüm varlıkların fihristesi ve özetidir. Böylece insan da bir Kuran,Kuran da bir insan olmaktadır. Biri Kudret sıfatının,diğeri Kelam sıfatının bir tezahürüdür.

 

Kuran-ı Kerim sık sık düşünmeye ve akletmeye sevk eder. Kuran-ın,”275 yerinde “Düşünmüyor musunuz?”,”Akıl erdirmiyor musunuz?” ve 200 yerde “Tefekküre” davet edilmekte ve 12 yerde de “Araştırıp ibret almayı” ve “670 yerde ilim ve ilme teşvik” geçmektedir.

 

Kuran’ın kendisi bizatihi baştan-başa bir mu’cizedir. Kuran serâdan değil süreyyâdan,arzdan değil semadan,ednâdan değil a’lâdan nüzul edip,mükemmelden bahsediyor. Beşeri seviyeye inmiyor,beşeri kendi seviyesine sevk ediyor,çekip celbediyor.

Kâinat ve insanın yaratılışında hiçbir kusur yoktur. Mülk suresinde:”Gözünü çevir (semaya bak)  bir çatlaklık görecek misin. Sonra gözünü tekrar be tekrar yine döndür. Göz sana hiçbir kusur  bulamadan yorgun olaraktan,eksiklik göremeden dönecektir.”

 

Batı bu işin düşmanlığını yaparken[3],İslam alemi Tevhidle aklı ve ilmi kol kola götürmüştür.

Nitekim:

“Kuran-ı Kerim,tevhid ile nübüvveti delail-i akliye ile isbat etmiştir. Amma haşir meselesinin hem akli deliller ile isbatı sahihdir.”

 

Aksi takdirde tevhid ve nübüvvetin nakli deliller ile isbatı sahih olmaz. Çünkü devir lazım gelir.  1977 yılında Mısır da imam Abdusselam Rauf tarafından neşredilen M.854’de vefat eden Yahya bin Masivayh’ın “Kitab-ul Cevahir” adlı kitabında madenlerin özellikleri,hangi ülkelerde bulundukları izah edilmiştir.

 

Bir çok alanlarda kullanılan madenler ile ilgili olarak M. 1053’de ölen Birûni de şöyle açıklama yapmaktadır:”Her hangi bir maddenin özgül ağırlığı o maddenin hacmine eşit miktardaki suyun  ağırlığından üç kat fazladır.” Böylece maddenin özelliği ve özgül ağırlığını tesbit etmek için de ilk  defa kendisi özel cihazı icad etmiştir.

Kuran da;Deve,sema,arz,incir,zeytin,dağlar ve denizler üzerine kasem edilirken,bu durum  bizleri araştırmaya,düşünüp incelemeye sevk etmektedir. Mesela zeytin mübarek bir yiyecektir. Mü’minun,Nahl,Tin surelerinde geçer. Kutsal kitaplarda da vardır. Cebel-i Tur zeytin dağı anlamına gelir.Parmaklara yemin edilmekle,her bir insanın ayrı bir kimliğe sahib olduğu da belirtilmiş olmaktadır.

 

Tenkid edilmeyecek ve edilemeyecek bir şey varsa oda Kurandır. Bir şeyi tenkid edebilmek için ilmen,fikren o şeyin üzerine çıkmak ve ihata etmek gerekmektedir. Kuran ise her şeyi muhittir.

 

“Beldetün Tayyibetün” ayetiyle,O şehir,o beldeki ne güzel bir beldedireyanıyla da,İstanbula işaret edilmektedir.

Câmius-Sağir’de de belirtildiği üzere ,Hadis-de İstanbulun fethedileceğine dair olan müjde ile beraber;Fatih’in şiirinde; Fethi İslâmbola nusret bulmadılar Evvelûn Fethedip Sultan Muhammed,dedi tarih Ahirûn.    

(İslâmdan önce de kullanılmakta olan, Ebced hesabıyla AHİRÛN 857 (1453) etmektedir. Kıyametin dehşeti ve kopması ile ilgili âyette:”Suların yandırılması”,insanlar için bir ibrettir. Zira bu Füzyon olayıyla nükleer bir gerçek ortaya çıkacak,öyle ki faydalandığımız da:”1 kg, Uranyumun parçalanmasıyla bir ampulü 680 yıl yakabiliriz. Füzyon olayı teori olmaktan çıkıp,tam olarak uygulandığında ise bu süre iyice artıyor:30 milyon yıl.”

 

Hz. Nuh’a ikinci adem ve baba denilmektedir. Zira tufandan sonra dünya yeniden bir hayata başladı. İnsanlar suların altında kalmışlardı. Allah’ın cünûdullah yani askerlerinin her an hazır olduğu bir daha görülmüş oldu.

Dünyadaki buzulların erimesi,üçüncü bir tufanın gerçekleşip,insanların sular altında kalmalarına yeterli bir sebeb değil midir? O kudret sahibidir. Önceden yaptığına göre,yine yapabilir. Dünya sular altında kalabilir.

Olayın detayı Kehf suresinde anlatılan ve ayette; “Onlar mağaralarında 300 yıl kaldılar ve 9 artırdılar.”

 

Dokuz yıl farkı ise;Güneş yılı 365,242,217 gündür. Güneş yılı ile ay yılı arasındaki fark 10,275,149 gündür. Buna göre güneş yılı ile ay yılı arasındaki fark 33 sene de bir 358,879,917 güne yani hemen hemen bir yıla ulaşır. Bu vesile ile aradaki fark her yüz senede üç senedir. Binaenaleyh 300 güneş yılı ay yılına çevrildiğinde 309 yıl olur.”

Özellikle mağarada mağara sahiblerinin 300 artı 9 yıl yatıp ondan sonra uyanmaları muhal olmayan,imkan dahilinde bir hakikattır.

Yusuf İslâmın müslüman olmasına sebeb olan;tatlı ve acı su denizlerinin birbirine karışmama mucizesi,beşer tarafından ancak 1400 sene sonra keşfedilebilmiştir.   

Resme cevaz verilmemesinin bir çok hikmetleriyle beraber,diğer sanat dallarında ilerlemeyi sağlamak ve de insanı kopyacılıktan kurtarmayı hedeflemiş olmaktadır. Mevcudu tüketmekten ziyade,üretimi arttırmak hedef olmuştur.

 

Erkekler için altın takma ve ipek giymede cevaz verilmemesinin hikmetleri içinde;tıbben insanların hormonlarında etkili olması,tesir etmesi neticesinde insanın hormon değiştirmesine kadar insanı götürücü amillerdendir.

 

Fitne ve fesada günahlar sebebtir. Âyette:”İnsanların elleriyle kazandıkları (günahlar) yüzünden,karada ve denizde fesat çıktı.”

Zira güzel ve salih kelimeler göğe çıkarlar.Günahlarda bütün sıklet ve ağırlıklarıyla beraber onlar da yükselmeye çalışırlar. Neticede ikisi gök yüzünde bir mücadeleye girer. Hangisi hangisine hakim olursa aynı durum yer yüzüne akseder. Böylece iyilerin kötülere hakimiyeti manevi atmosferin hakim olmasıyla doğrudan orantılıdır.

 

Hadiste belirtildiği üzere;balılar dahi beşerin zulmünden Allah’a şikayette bulunarak,insanların istirahatlarının selbine sebeb olduklarını söylerler. Bazen gözde,bazen gönülde okun yer tutar. Her nerede olsa kanlıyı (katili) elbette kan tutar.

 

Hz. Yusuf’un babası Hz. Yakub peygamberin gömleğiyle gözünü açma mucizesi,bizlerin imkansız gördüğümüzü,imkan haline getirmektedir. Üzülme,ağlama gibi sebeblerden perdelenen,katarakt olan gözü açmakla,o asırdan asrımıza bir hakikatın ışığı yansıtılmaktadır.

 

Yer yüzünde oluşmayıp,gökten gelmiş garib bir varlıktır demir.Güneşin enerjisinin dört katından ancak oluşur. Yer ve gökteki bütün enerjilerin toplamı,demirin ortaya çıkması için gerekli enerjiyi karşılayamamaktadır.

İşte Hz. Davud peygamberin böyle bir demiri avuçlarının içerisinde bir hamur gibi yumuşatması onun mucizelerinden ve imkan dahilinde olan demirin şekillendirilmesinden haber vermektedir.

 

Bu ve buna benzer insanın üstünlüğü,ona eşyanın isimlerinin öğretilmesinden kaynaklanmaktadır. Tüm varlıkların bilgisi ona talim edilmiş olmaktadır.

Âyette:”Her hangi bir şey için Yarın demeyiniz.”buyurulur. Asrımızda görülen en büyük hastalıklardan birisi de;insanların yapmaları gereken meselelerde,özellikle devlet dairelerinde yaygın olarak söylenilen,”Bu gün git,yarın gel.”,”Bırak,sonra gel” salgın hastalığıdır. 

 

İnsanlara ibret olmak üzere bir sahile fırlatılmış olarak bulunan Firavu’nun cesedinin haber verilmesiyle,bu gün İngiltere/Londra British Muisum adlı müzede,insanların ibretlerine sunulmakla bu gerçek görülmektedir.

 

Böylece Kuran;Mucizeliğiyle 12 Gezegenden Kan dolaşımın,PedagojidenTelepatiye,Esir maddesinden Su altındaki doğuma Yani ayette Hurmanın zikredilmesi ;Hurmada,oxitocin denilen,akıntıyı durdurup yumuşatıcı hormonu salgılaması olan böyle bir madde olduğundan ona Hurmanın dalını kendine doğru silkele teşbihinde bulunulmaktadır.

 

"Kur'an'da Dünya kelimesi 115 defa, Ahiret kelimesi de 115 defa zikredilmiş.Melaike kelimesi 88 defa, Şeyatin kelimesi de 88 defa zikredilmiş. Hayat kelimesi 145 defa, Mevt kelimesi 145 defa zikredilmiş. Nef' (fayda) kelimesi 50 defa, Fesad kelimesi de 50 defa zikredilmiş. Nas (insanlar) kelimesi 368 defa, Rusül (Peygamberler) kelimesi de 368 defa zikredilmiş. İblis kelimesi 11 defa zikredilmiş, İblis'ten Allah'a sığınmak ifadesi de 11 defa zikredilmiş. Musibet kelimesi 75 defa, Şükür kelimesi de 75 defa zikredilmiş. İnfak kelimesi 73 defa, Rıza kelimesi de 73 defa zikredilmiş. Dâllûn (dalâlette, sapıklıkta olanlar) kelimesi 17 defa, Mevtâ (ölüler) kelimesi de 17 defa zikredilmiş. Zeheb (altın) kelimesi 8 defa, Teref (şımarma, israf, lüks içinde yaşama) kelimesi de 8 defa zikredilmiş. Sihir kelimesi 60 defa, Fitne kelimesi de 60 defa zikredilmiş. Zekat kelimesi 32 defa, Bereket kelimesi de 32 defa zikredilmiş. Akıl kelimesi 49 defa, Nur kelimesi de 49 defa zikredilmiş. Rağbet kelimesi 8 defa, Rahbet (korku, endişe) kelimesi de 8 defa zikredilmiş.Cehr kelimesi 16 defa, Alâniyet kelimesi de 8 defa zikredilmiş. Şiddet kelimesi 114 defa, Sabır kelimesi de 114 defa zikredilmiş. Recül (Adam) kelimesi 24 defa Mer'e (Kadın) kelimesi de 24 defa zikredilmiş. Namaz kelimesi 5 defa zikredilmiş, (Beş vakite işareten), Şehr (ay) kelimesi 12 defa zikredilmiş (12 aya işareten). Yevm (gün) kelimesi 365 defa zikredilmiş (Bir senede 365 gün olduğuna işareten). Bahr (Deniz) kelimesi 32 defa zikredilmiş. Berr (Kara) kelimesi 13 defa zikredilmiş.

Buradaki enteresan husus şudur: Kur'an'da 32 defa Bahr kelimesi sulara, 13 defa zikredilen Berr kelimesi de kuru yani toprak kısmı olan karalara işaret etmektedir. Biz bu ikisini (32 ve 13) toplarsak 45 eder. Sonra basit bir denklemle bunları 45 üzerinden bir yüzdelemeye gidecek olursak, karşımıza 32'nin % 71,11111111111, 13'ün %28,888888888888 çıkar. Bu basit denklemle Kur'an-ı Kerim'in bir mucizesiyle karşılaşmış oluyoruz. Çünkü Arz Küresi üzerinde suların nisbeti % 71,11111111111'dir. Karaların nisbeti ise % 28,888888888'dir.Böylece Kur’an:”Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”

Beğendiniz mi?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow